Ankara’nın tarihi ve mitolojisi, bu güzel şehrin sokaklarında ve meydanlarında yaşamaya devam ediyor. Kimera, mitolojide korkunç bir canavar olarak biliniyor. Ancak bu canavar, Ankara’da sadece bir efsane değil, aynı zamanda somut bir gerçeklik. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde yer alan 3500 yıllık Kimera taş kabartması, bu efsanenin izlerini günümüze taşıyor.

Müzedeki Kimera, aslan gövdesi ve kanatlarıyla hem insan hem de aslan başlı bir figür. Ziyaretçiler, müzenin ‘Taş Eserler’ bölümünde bu etkileyici eseri yakından görebilirler. Efsaneye göre Kimera, Çıralı Dağı’nın ateşlerinden doğmuş, Anadolu’nun mitolojik geçmişinin bir parçası olarak karşımıza çıkıyor.

Ankara’nın meydanlarında da Kimera’nın izleri var. Tarihi gar binasının önündeki alanda yer alan ‘Miras’ heykeli, bu sanat eserinin önemli bir parçası. Heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılan bu heykel, Ankara’ya kazandırılan ilk sivil heykellerden biri olarak öne çıkıyor. Yurdanur, Kimera’yı, insan başı ve kuş başıyla canlandırarak, Anadolu’nun kültürel mirasını heykel üzerinde birleştiriyor.

Bu iki eser, Ankara’nın hem tarihi hem de sanatsal yönlerini gözler önüne seriyor. Şehrin mitolojik zenginlikleri, sadece müzelerde değil, sokaklarda ve meydanlarda da yaşatılıyor. Kimera, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde ve meydanlarda, geçmişle günümüzü birleştiriyor.