Bolu’nun kırsal bölgelerinde, köy kadınları sabahın erken saatlerinden gece yarısına kadar süren bir maratonla üretimin yükünü sırtlıyor. Seben’in elma bahçelerinden, Göynük’ün fasulye tarlalarına kadar her alanda kadınların emeği gözle görülür bir gerçeklik. Ancak, bu görünürlük çoğu zaman kayıtlara geçmiyor. Kent merkezindeki market raflarını süsleyen yöresel ürünler, aslında bu kadınların titiz ellerinden çıkıyor.
Maalesef, Bolu köylerinde kadın istihdamı büyük ölçüde "görünmeyen" bir biçimde sürüyor. Resmi istatistiklerde çoğu kadın ev hanımı olarak sınıflandırılıyor. Oysa, bu kadınlar tarım ve hayvancılıkla uğraşarak aile ekonomisine katkı sağlıyor. Gelir ise genellikle erkeklerin cebine gidiyor, kadınlar ise sosyal güvenceden yoksun bir yaşam sürüyor.
Bolu’da kadınların hak ettiği ekonomik değere kavuşması için bazı olumlu gelişmeler de mevcut. Gelincik Kadınları Kooperatifi gibi projeler, kadınların bir araya gelerek tarladan topladıkları ürünleri markalı yöresel ürünlere dönüştürmelerini sağlıyor. Bu tür kooperatifleşme modelleri, kadınların kendi paralarını kazanan üreticiler haline gelmesine olanak tanıyor.
Ayrıca, devlet destekli sigorta primleri ve dijital pazarlama eğitimi gibi önerilen adımlar, köy kadınlarının ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için önemli birer fırsat sunuyor. Bolu'nun dağ köylerinde kadınların emeği görünür hale getirilmediği sürece, kırsaldan kente göçün ve tarımdaki kan kaybının önüne geçmek zor olacak.