Bolu yaylaları ve meraları, artan aşırı otlatma baskısı, iklim krizi ve amaç dışı kullanım nedeniyle verimlilik kaybı tehdidiyle karşı karşıya. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerin su, oksijen ve rekreasyon ihtiyacını karşılayan bu dev ekosistemin korunması için acil olarak kontrollü otlatma yönetiminin hayata geçirilmesi ve suni yem üretiminin artırılması gerekiyor.
Aladağ, At Yaylası, Sarıalan ve Kızık gibi muazzam coğrafi alanlar, sadece kartpostallık görüntüler sunan turistik merkezler değil. Bolu meraları, binlerce bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yaparak biyolojik çeşitliliğin ve doğanın kendi döngüsünü sürdürebilmesinin en büyük teminatı konumunda. Bu geniş yeşil alanlar, atmosferde biriken karbondioksiti fotosentez yoluyla organik maddeye çeviren devasa karbon yutağı görevi görüyor.
Bolu, yarı kurak iklim kuşağındaki Türkiye'de kritik bir su toplama havzası. Bölgeye düşen yağışları bir sünger gibi emerek yer altı su rezervlerini besleyen bu çayırlar, akarsuların ve dolayısıyla çevre illerin barajlarının kurumasını engelliyor. Ancak bu zenginlik, erken otlatma ve aşırı otlatma gibi hatalar nedeniyle alarm veriyor. Meralara bırakılan hayvanlar, otların kök salmasını engelleyerek verim kaybına yol açıyor.
Sonuç olarak, Bolu'nun eşsiz doğal kaynaklarını korumak için uzmanlar meraların üzerindeki insan ve hayvan baskısını azaltma önerisinde bulunuyor. Tarla tarımının karlı olmadığı alanlarda kaliteli yem bitkilerinin ekimi yaygınlaştırılmalı ve mera yönetimi konusunda sıkı denetimler uygulanmalıdır. Bolu, meralarını koruyabildiği sürece hem Türkiye'nin en kaliteli hayvansal ürünlerini üretmeye devam edecek hem de metropollerin nefes borusu olma özelliğini sürdürecektir.