Hadi gelin biraz empati yapalım. Akşam evinize gidiyorsunuz ama kapınızın önünde bir çukur var. Giriş yapmanız imkânsız. Binaya bakıyorsunuz, alt kattaki giriş de aynı durumda. En sonunda helikopter tutup evinize komando gibi girmeye çalışıyorsunuz ama bu her gün mümkün mü? İşte bu sorunun cevabı, birçok engelli bireyin yaşadığı bir gerçek. Çoğu bina, engellenen insanlar için erişilebilir değil; rampası ya da asansörü yok.
2015 yılından bu yana yürürlüğe giren Engelliler Yasası, yeni yapılar için erişilebilirlik şartı getirmiş olsa da, bu durumun pratikte nasıl uygulandığı meçhul. Belediyeler çoğu zaman sadece onay mercii olarak rol alıyor. Gerçek uygulama, apartman yöneticisinin desteğine bağlı. Ancak bu noktada, her şeye muhalefet eden komşularla uğraşmak zorunda kalan engelli bireylerin yaşadığı zorlukları da göz ardı etmemek gerekiyor.
Bu durum, erişilebilir bir yaşam için ne kadar çaba sarf edilmesi gerektiğini gösteriyor. Yasal düzenlemelere rağmen, engelli bireyler için bağımsız bir yaşam sürmek hala büyük bir mücadele gerektiriyor. Bu konuda önemli adımlar atılmalı; yerel yönetimlerin erişilebilirlik kontrollerini gerçekleştiren uzman ekipler oluşturması şart. Özel fonlar ile binalardaki erişilebilirlik düzenlemeleri desteklenmeli.
Hepimizin amacı, daha özgür ve bağımsız bir yaşam sürmek olmalı. Empati ile yaklaşarak bu konudaki yasaları pratikte de etkin hale getirebiliriz. Eğer bu konuda adımlar atılırsa, herkes için daha erişilebilir bir şehir hayal değil.