Dünyaca ünlü aktivist ve sanatçı Yoko Ono’nun merakla beklenen ‘İçses ve İçyapı’ sergisi, İstanbul’un kalbinde, Sakıp Sabancı Müzesi’nde kapılarını açtı. Bu sergi, ziyaretçilerin sadece izleyici değil, aynı zamanda sanat deneyiminin aktif bir parçası olmasını sağlıyor.

Beatles grubunun üyesi eşi John Lennon ile gerçekleştirdiği barış eylemleriyle hafızalarda yer eden Yoko Ono, 1933’te Tokyo’da doğdu. Kavramsal sanattan performansa, müzikten aktivizme kadar uzanan eserleriyle çağdaş sanatın en ilginç figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. ‘İçses ve İçyapı’ başlıklı sergisi, sanatçının dünyasını keşfetmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor.

Sakıp Sabancı Müzesi’ne adım attığınız anda Yoko Ono’nun sıradışı dünyasına girdiğinizi hissediyorsunuz. Ziyaretçiler, ‘Kendinden Geçiş’ (En Trance) adlı dört farklı seçenekle karşılaşıyor: dar bir koridor, aynalarla kaplı bir geçit, kaydıraktan kayarak ulaşılabilen küçük bir kapı ve mavi boncuklu bir perde. Özellikle aynalı koridor, yarattığı sonsuzluk etkisiyle birçok kişinin ilgisini çekiyor.

Sergide karşılaştığımız ilk eserlerden biri, Ono’nun 1964 tarihli performansı ‘Kesme Parçası’nın (Cut Piece) video kaydı. Ana sergi alanında ise 1933’ten 2026’ya uzanan kapsamlı bir Yoko Ono kronolojisi ziyaretçileri bekliyor. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen, sergiyi anlatırken “Bu sergi sıradışı. Yoko Ono çok sıradışı bir sanatçı, eserleri de öyle. İzleyiciyi hem zihinsel bir katılıma davet ediyor hem de ona hayal gücüyle bireysel bir farklılık yaratma alanı açıyor” diyor.

Serginin en büyük eserlerinden biri, ‘Şaşırt’ (Amaze, 1971) adlı cam labirent. Ziyaretçiler, ayakkabılarını çıkararak bu labirentte ilerliyor ve merkezde bir klozetle karşılaşıyor. Katılımcıların dahil olduğu işler arasında, izleyicinin bir masa etrafında kırık parçaları onarmaya çalıştığı ‘Onarma Parçası’ (Mend Piece, 1969) da yer alıyor. Yoko Ono’nun 70 yılı aşan üretiminden 67 eseri bir araya getiren ‘İçses ve İçyapı’ sergisi, 27 Aralık’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde ve bahçesinde devam edecek.

En çarpıcı işlerden biri olan ‘Yükseliş’ (Arising, 2013) adlı enstalasyon, dünyanın dört bir yanından şiddet görmüş veya baskıya maruz kalmış kadınların hikayelerini gözlerinin fotoğraflarıyla birlikte paylaşmalarını sağlıyor. Türkiye’den gelen kadınların hikayeleri de bu sergide yer alıyor. Bir kadın, “Küçükken otobüslerde biri değecek mi diye sürekli sırtımızı bir yere yaslamaya çalışırdık,” diyor. Bu bölümde, Yoko Ono’nun eserlerinin oyun, katılım ve merak duygusuyla başlasa da izleyicide derin bir empati hissettirdiği açıkça görülüyor.